actovet

Yara İyileşmesi ve Yara Bakımı: Süreçler, Yöntemler ve Topikal Ürünler
15 Eki
İncele
Duyuru & Blog 3 Dakika Okuma

Yara İyileşmesi ve Yara Bakımı: Süreçler, Yöntemler ve Topikal Ürünler

Tekrar Merhabalar,

Okumaya Başla
15 Ekim 2026 / Kurumsal

Yara İyileşmesi ve Yara Bakımı: Süreçler, Yöntemler ve Topikal Ürünler

BLOG YAZILARI – II –

Tekrar Merhabalar,

Bir önceki blog yazımızda yaşamın ilk evrelerine dair tarihçesine hatırlatma yaparak; dünya üzerinde sürdürülebilir bir hayat için daha sağlıklı hayvanlar demek daha sağlıklı insan demek olgusuna vurgu yaparak noktalamıştık.

Bu bölümde hayvan sağlığı hakkında yapılan çalışmalar ve uygulamalara dair kısa ve genel bilgileri aktararak devam edeceğiz.

Özellikle, vücut bütünlüğünün bozulması yani “Yara Nedir” ve “Yara Bakımı” hakkında genel bilgileri aşağıda yararlanılan kaynaklardan aktarmaya devam edelim.

Yara, deri ve doku bütünlüğünün bozulmasına neden olan etkenler ile oluşan önemli sağlık sorunlarından biridir. Yara oluşumundan hemen sonra yara iyileşme süreci başlar. İyileşme süreci yaranın akut ve kronik olmasına, yaranın etkilediği alanın büyüklüğüne bağlı olarak ilerler. Akut yaralar kısa sürede iyileşme gösterirken, kronik yaralarda ( 6-8- haftada iyileşmeyen veya 4 haftada hiçbir iyileşme belirtisi göstermeyen) iyileşmeyi bozan nedenler vardır.

Yara iyileşmesi inflamasyon, proliferasyon ve maturasyon olmak üzere üç aşamada gerçekleşir.

Yaralanmadan sonra hemostazın sağlanmasının ardından 0-6 gün süren inflamasyon süreci başlar. Bu aşamada fibroblastlar, doku mast hücreleri, lokositler ve makrofajlar faaliyet gösterir. Yaralanan dokuda kısa bir vazokonstrüksiyon sonrası vazodilatasyonu takiben kapiller geçirgenliğin artması, eksuda oluşması, fagositozun başlaması ve büyüme faktörlerinin salınımı gerçekleşir. Yaklaşık 3-24 gün proliferasyon aşamasında yeni kan damarlarının oluşumu (neovaskülarizasyon) ve ekstraselüler matriks proteinlerinin sentezi için doku beslenmesine ve oksijenlenmesine gereksinim vardır. Epitelizasyonun gerçekleşmesinde iki temel mekanizma migrasyon ve mitozdur. Maturasyon aşaması yaralanmadan üç hafta sonra başlayan son aşamadır. Bu aşama proliferasyon aşamasında oluşan kolajen liflerinin şekillenme sürecidir. Sonuçta skar dokusu oluşur. Bu aşama bir yıla kadar uzayabilir.

Yara iyileşmesi üzerine bitkisel etkiler: Fitoterapi bitkisel tedavi anlamında kullanılan bir terimdir.

Dünya üzerinde bulunan yaklaşık 250.000 bitki türünün yaklaşık %15’i fitokimyasal olarak değerlendirilmekte ve %6’sı biyolojik aktivite özelliği göstermektedir. Ancak bitkilerin bilinçsiz bir şekilde kullanımı, sağlığı tehdit edebilecek sorunlara yol açmaktadır.

Kaynak: Behire SANÇAR ve ark. Turkiye Klinikleri J Intern Med Nurs-Special Topics 2017;3(2):116-24

file:///C:/Users/Acto%20Pharma/Downloads/TrkiyeKlinikleri-s.116-24%20(1).pdf

Buradan yola çıkarak dünyada tarihsel süreçte; Paraçolsün (M.S. 1493-1541)

‘Her madde zehirdir, zehir olmayan madde yoktur. Zehir ile ilacı ayıran şey, dozdur.’ diyerek toksikoloji biliminin temelini atmıştır.

Yara Bakımında Uygulanan Yöntemler:

Topikal Antimikrobiyal Ajanlar

Yara Örtüleri

Enzimatik Ajanlar

Tripeptit-Bakır Kompleksi

Asetik Asit (Sirke)

Sodyum Hipoklorit (Dakin Solüsyonu)

Şeker

Bal

İnsülin

Larva Tedavisi (Maggot Terapi)

Aloe Vera ve Diğer Bitki Ekstraktları

Büyüme Faktörleri

Kitosan

Hipertonik Tuz

Yara İyileşmesine Katkı Sağlayan Güncel Yöntemler:

Negatif Basınçlı Yara Tedavisi

Elektrik Stimülasyonu

Lazer

Ultrason

Hiperbarik Oksijen

Ozon Tedavisi

Kök Hücre Tedavisi

Platelet-Zengin Plazma Terapisi (PRP)

Kaynakça: Özaydın, İ.(2024) Cerrahi Yara Kapatma Yöntemleri ve Yara Sağıltımı, Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı, Kars

Yara bakımında kullandığımız topikal ürünlerden optimal fayda sağlayabilmemiz için, üründe sorgulamamız gereken bazı özelliklere dikkat etmek gerekmektedir. Buradan yola çıkarak ideal bir yara bakım ürününde olması gereken özellikler aşağıdaki tablolarda belirtilmektedir.

Yara Bakımında Topikal Olarak Kullanılan Ürünlerde Aranması Gereken Özellikler:

Kaynak: Hasan Çiçek, Acto Gmbh, Kalite Yönetim Temsilcisi

Hayvan Sağlığı, İnsan Refahı ve Evcilleştirmenin Tarihi
15 Eki
İncele
Duyuru & Blog 3 Dakika Okuma

Hayvan Sağlığı, İnsan Refahı ve Evcilleştirmenin Tarihi

Editörün kaleminden yansıyanlar...

Okumaya Başla
15 Ekim 2026 / Kurumsal

Hayvan Sağlığı, İnsan Refahı ve Evcilleştirmenin Tarihi

Editörün kaleminden yansıyanlar...

Öncelikle hayvan sağlığına direkt olarak, insan sağlığınaysa dolaylı olarak katkı ve emek verdikleri için tüm veteriner hekimlerimize teşekkürlerimizi, saygılarımızı sunmayı borç biliriz.

İnsan, hayvan ve çevre sağlığı arasındaki sarsılmaz etkileşim, artık görmezden gelinemeyecek kadar açıktır. Yeni hastalıkların %70’inin hayvan kökenli olduğu bilgisi, bu yaklaşımın ne denli yerinde ve zorunlu olduğunu kanıtlamaktadır. Veteriner hekimler, sahada yalnızca hayvanların tedavisiyle değil; zoonotik hastalıkların kontrolü, gıda güvenliği, antimikrobiyal dirençle mücadele gibi insan sağlığını doğrudan ilgilendiren birçok başlıkta da görev yapmaktadır. Bu çok yönlü görev tanımı, onların halk sağlığı sisteminin vazgeçilmez aktörleri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

WOAH tarafından yayımlanan “Dünya Hayvan Sağlığının Durumu 2025 “raporu,” yalnızca teknik bir değerlendirme değil, aynı zamanda güçlü bir politika çağrısıdır. Bu çerçevede öne çıkan politika önerileri aşağıdaki şekilde sıralanabilir;

Veteriner sağlık hizmetlerine yönelik kamu yatırımları artırılmalıdır. Aşılama programları, laboratuvar altyapısı ve saha hizmetleri acilen güçlendirilmeli.

Ulusal hayvan sağlığı verileri güvenilir biçimde toplanmalı, dijital sistemlerle izlenmeli ve uluslararası kuruluşlarla şeffafça paylaşılmalıdır.

Veteriner hekimlerin karar alma süreçlerine etkin katılımı sağlanmalı; özellikle yerel yönetimler ve kamu sağlığı programlarında daha aktif rol üstlenmeleri teşvik edilmelidir.

Tek Sağlık yaklaşımı, mevzuat ve kurumsal yapılar düzeyinde somutlaştırılmalı; sağlık, çevre ve tarım politikaları arasında kapsamlı bir eşgüdüm sağlanmalıdır.

Toplumda hayvan sağlığının önemi konusunda farkındalık oluşturulmalı; medya, sivil toplum ve eğitim sistemine bu konuda aktif görev verilmelidir.

Hayvan sağlığına yatırım yapmak, sadece hayvancılık sektörünü güçlendirmek değil; gıda güvenliğini sağlamak, yeni salgınları önlemek ve çok daha sağlıklı bir gelecek inşa etmek anlamına gelmektedir. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün bu ilk kapsamlı küresel raporu, hayvan sağlığının neden tüm toplumun ortak meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Kaynak: https://www.vhsd.org.tr/2025/05/26/dunya-hayvan-sagligi-2025-raporu-isiginda-veteriner-hekimlik-ve-tek-saglik-yaklasimi/

Önsöz; hayvan sağlığına yönelik bir kitapçık hazırlanmış olsaydı eğer, editörün penceresinden baktığımızda nasıl bir materyal hazırlanmış olurdu sorusunu sorarak başladık ve biraz derinlere hatta taa insanlık tarihinin başlangıcına giderek, canlı varlıkların dünyamız üzerinde yaşamaya başladığı eski çağlara kısaca bir göz atalım istedik. Çünkü; Uygarlık Tarihimizin gelişimini bir nev’i onlara borçlu olduğumuzu her an hatırlamamız gerekliliğine inanıyoruz. Bu inancımızla Onların sağlıklarını, koruma ve iyileştirmeye yönelik ürünlerimize, üretim yelpazemizde yer açtık.

Gelin, hep birlikte biraz Eski Çağlar’a gidelim. Ve bugün Ailemizin ayrılmaz bir parçası olan Can Dostlarımızın hayatımıza girişini ve önemini anlamaya çalışalım.

İlk insanlar :

55 milyon önce ilk primatlar,

5 milyon yıl önce ilk homoninler,

2 milyon yıl önce ilk insanlar.

Paleolitik çağ: 2.5 milyon yıl önce başlayıp 4.zaman’a (kalkolitik) kadar devam eden süreçtir.

Bu çağda, avcı toplayıcılık ve göçebe dönemidir. İlk taş aletlerin yapıldığı dönemdir. Doğal olarak karşılarına çıkan mağaralarda konaklamışlardır.

Besin toplama tükendiğinde yeni yerlere göç ederler. Bu dönem ilk yerleşim yerlerinin (epipalotik ) ortaya çıkmasıyla son bulmuştur.

Sanatın doğuşu: 35 bin yıl önce, Avrupa, Afrika ve Avustralya’da mağaralarda ortaya çıkan hayvan figürleridir.

Mezolitik (epipaloitik) çağ (12.000 – 10.000):

Geçici yerleşim yerlerinden kalıcı yerleşim yerlerine geçilmiştir. Avrupa’da M.Ö.3000’lere kadar varlık gösterirken, Ortadoğu’da 10.000 yıl önce terkedilmiş ve neolitik çağa geçiş olmuştur.

Bu dönemin en önemli özelliği de Natufyan evresidir. Günümüzden 12.000 bin yıl önce yaşamış topluluklara özel bir evredir. Natufyan döneminde, standartlaştırılmış ilk yerleşim yerleri ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 200 – 300 kişilik yerlerdir. Ve ölülerini yerleşim yerlerinin altına gömmüşlerdir.

İlk evcilleştirilen hayvan köpek olmuştur bu çağda.

Neolitik çağ (10.000 – 7.000) :

Cilalı taş devri de denir. Tarıma geçilmiş, hayvanlar evcilleştirilmiştir. İlk defa çanak çömlek yapımına geçilmiştir. Tarıma geçilen bölgenin verimli hilal denilen Orta Doğu bölgesidir. Buğdayın ilk bulunuşu Diyarbakır ve Urfa arasındaki Karacadağ’da olduğu ortaya sunulmuştur. Bu arada tarım Güneydoğu Asya ve Amerika’da da devam etmektedir.

Ortadoğu’da arpa, buğday, Amerika’da mısır, Güneydoğu Asya ‘da pirinç ortaya çıkmıştır. Orta Doğu’da 10.000 yıl önce, Güneydoğu Asya’da 8000 yıl önce ve Orta Amerika’da 5000 yıl öncesine dayanır.

Neolitik, çağda üreticilik önemli olmuştur. Yiyecek ve içecek üretimi arttırılmıştır. Bu çağda beslenme amaçlı, keçi, koyun ve domuz evcilleştirilmiştir. Afrika ‘da keçi ve domuz, Amerika’da lama ve Doğu Asya’da domuz evcilleştirilmiştir. At, deve ve kümes hayvanları daha sonra evcilleştirilmiştir.

Evcil hayvanların tarihsel gelişimi:

İnsanlık tarihinin en önemli kültürel ve ekonomik dönüşümlerinden biri olan hayvanların evcilleştirilme sürecini kısaca inceleyelim. Arke zooloji, genetik ve antropolojik bulgulara dayanarak, evcilleştirmenin çok aşamalı ve bölgesel olarak farklı şekillerde geliştiği ortaya konmuştur. İlk evcilleştirilen türlerden başlayarak tarihsel süreç kronolojik bir sırayla inceleyecek olursak, her türün insanlık tarihine olan katkıları yadsınamaz.

Hayvanların evcilleştirilmesi, insanlık tarihinin sosyo-ekonomik dönüşümlerinde belirleyici bir rol oynamıştır. Avcı-toplayıcı yaşam biçiminden tarıma geçiş sürecinde evcilleştirilmiş hayvanlar hem gıda kaynağı hem de iş gücü olarak kullanılmış, böylece yerleşik yaşamın temelleri atılmıştır.

Yukarıdaki açıklamaları bir tablo halinde aşağıda sunalım istedik.

Ve İlk Evcilleşen Hayvanlar ile başlayalım.

1. Köpek (Canis lupus familiaris)

Köpeklerin evcilleştirilmesi yaklaşık 15.000–30.000 yıl önce başlamıştır. Muhtemelen Avrasya’da ortaya çıktı. Kurtların insan kamplarının çevresinde dolaşması, atıklarla beslenmeleri ve zamanla insanlara yaklaşmasıyla başlayan “karşılıklı fayda ilişkisi” sonucunda evcilleşti. İnsan yerleşimlerine yaklaşan kurtların zamanla davranışsal değişim geçirdiği düşünülmektedir. Başlangıçta koruma, avcılıkta yardım ve tehlikelere karşı uyarı amaçlı kullanıldı.

2. Kedi (Feliscatus)

Yaklaşık 9.500 yıl önce Kıbrıs’ta ve Yakın Doğu’da evcilleşmiştir. Tarımın başlamasıyla artan tahıl depolarındaki kemirgen kontrolü nedeniyle tarım toplumlarında stratejik bir tür hâline gelmiştir.

3. Atlar (Equuscaballus)

5.500 yıl önce Kazakistan’daki Botai Kültürü tarafından Orta Asya’da evcilleştirilmiştir. Araştırmalar, Atların hem binit hem de süt üretimi için kullanıldığını gösteriyor. Medeniyetlerin askeri ve ticari gücünü belirleyen en önemli hayvan haline gelmiştir. Savaş, ulaşım ve ticarette devrim yaratmıştır.

4. Koyun (Ovisaries)

Yaklaşık 11.000 yıl önce Güneydoğu Anadolu ve Mezopotamya’da evcilleştirilmiştir. İnsanlar için yün, et ve deri sağlayan ilk çiftlik hayvanlarıdır. Koyunun evcilleşmesi, giyim ve dokumacılık kültürünün gelişmesini hızlandırdı. Yün üretimi insanlık tarihinde ekonomik bir devrim yaratmıştır.

5. Keçi (Caprahircus)

Yaklaşık 10.500 yıl önce İran’ın Zagros Dağları’nda evcilleştirildi. Sağlam yapıları, dik yamaçlara uyumları ve süt/et nedeniyle göçebe topluluklar tarafından tercih edildi.

Zagros Dağları'nda evcilleştirilen keçiler dayanıklı yapılarıyla göçebe kültürlerde kritik bir tür olmuştur.

6. Domuz (Sus scrofadomesticus)

Yaklaşık 10.500 yıl önce aynı dönemde Anadolu, Çin ve Batı Avrupa’da bağımsız olarak evcilleşmiştir. Hızlı çoğalmaları ve her yerde beslenebilmeleri nedeniyle tarım toplumlarında önemli bir gıda kaynağı olmuştur.

7. Sığır (Bos taurus)

Yaklaşık 10.000 yıl önce Anadolu ve Mezopotamya’da evcilleştirilmiştir. Tarımda iş gücü olarak kullanılması yerleşik hayata geçişte önemlidir. Tarımın gelişmesiyle birlikte çekim gücü, süt ve deri açısından büyük önem kazandı. Yerleşik hayata geçişin en kritik türlerinden biri oldu.

8. Tavuk (Gallusdomesticus)

Yaklaşık 7.000–8.000 yıl önce Güneydoğu Asya’da kırmızı orman tavuğundan evcilleştirilmiştir. Daha sonra Çin, Hindistan ve Ortadoğu’ya yayıldı. Hem et hem yumurta üretimiyle dünyanın en yaygın evcil hayvanı oldu.

9. Deve

Yaklaşık 3000 – 4000 yıl önce Arabistan ve Orta Asya’da evcilleşmiş olup çöl ticaretinin temel taşıdır.

Aşağıda ilk evcilleştirilme tarihleri özetlenmiştir:

Hayvan Cinsi

Tarih (Yıl Önce)

Bölge

Köpek

15.000–30.000

Avrasya

Koyun

11.000

Anadolu – Mezopotamya

Keçi

10.500

Zagros

Domuz

10.500

Anadolu – Çin – Avrupa

Sığır

10.000

Mezopotamya

Kedi

9.500

Yakın Doğu

Tavuk

7.000–8.000

Güneydoğu Asya

At

5.500

Orta Asya

Deve

4.000

Arabistan – Orta Asya

Hayvanların evcilleştirilmesi insanlık tarihinin en temel kırılma noktalarından biridir. Bu süreç, tarımın gelişmesine, karmaşık toplumların oluşmasına ve teknolojik ilerlemeye öncülük etmiştir.

Tarihsel sürece baktığımızda, insanlığın doğuşu kanıtların neredeyse tamamı Homo sapiens'in Afrika'dan geldiğini gösteriyor. Yaşayan tüm insanların DNA'sı bu kıtaya kadar uzanıyor ve türümüzün en eski fosilleri de orada bulundu. Uzun bir süre, türümüzün tek bir Güney veya Doğu Afrika popülasyonundan başlayıp daha sonra kıtaya yayıldığı düşünülüyordu. Bu nedenle de hayvanların ilk evcilleştirildiği bölgeler de doğal olarak Mezopotamya Bölgesini işaret etmekte.

Tarihsel süreci kısaca bir hatırladıktan sonra, günümüzde Türkiye’de ve Dünyamızda hayvan popülasyonun ne durumda olduğuna bakalım.

Dünya genelinde yaklaşık 1,1 milyon veteriner hekim bulunuyor. Bu, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) tarafından yayımlanan en güncel küresel verilere dayanan rakamdır. Veriler 2019 ülke bildirimlerinden derlenmiştir. Bu rakama veteriner sağlık yardımcı personeli ile paraprofesyonelleri ve bazı toplum hayvan sağlığı çalışanlarını da eklediğimizde 2,2 milyon çalışanı kapsadığı bilinmektedir.

Dünyamızdaki insan popülasyonunu ve hayvan popülasyonuna dair yaklaşık rakamlar vermemizin sebebi;

Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin; daha sağlıklı hayvanlar, daha sağlıklı insanlar..

Köpeğinizin daha uzun yaşamasını mı istiyorsunuz?
15 Eki
İncele
Duyuru & Blog 3 Dakika Okuma

Köpeğinizin daha uzun yaşamasını mı istiyorsunuz?

Köpeğinizin Ömrünü Uzatmanın Bilimsel Yolları

Okumaya Başla
15 Ekim 2026 / Kurumsal

Köpeğinizin daha uzun yaşamasını mı istiyorsunuz?

Köpeğinizin Ömrünü Uzatmanın Bilimsel Yolları

Köpek Yaşlanma Projesi'ndeki bilim insanlarından, köpeğinizin ömrünü uzatmak için pratik ipuçları istedik; onlara ne yedirmeniz gerektiğinden, ne sıklıkla yürüyüşe çıkmaları gerektiğine kadar.

Ya köpeğinizi her gün gezdirmek ömrünü uzatabilirse? Ya onunla oyun oynamak, dişlerini fırçalamak veya parka götürmek ona birkaç yıl daha kazandırabilirse? Bunlar, köpeklerde sağlıklı yaşlanmayı araştıran bilimsel bir girişim olan Köpek Yaşlanma Projesi'ndeki bilim insanlarının cevaplamak için çalıştığı sorular.

Araştırmacılar, en son teknoloji ürünü uzun ömürlü ilaçlar kullanarak bir köpeğin ömrünü uzatmayı umarken, bu arada yavru köpeğinizin dinç kalmasına yardımcı olmak için yapabileceğiniz birçok basit ve pratik şey keşfediyorlar.

1. Düzenli ve Tutarlı Egzersiz

Yavru köpeğinizin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olmak için yapabileceğiniz en etkili şeylerden biri düzenli egzersiz yaptırmaktır. Fiziksel aktivite, daha iyi bilişsel sağlık ve daha az tıbbi sorun ile ilişkilidir.

Egzersiz obeziteyi azaltır. Obezite ise diyabet, osteoartrit, idrar kaçırma ve solunum problemleri gibi hastalıklarla bağlantılıdır.

  • Günde en az 30 dakika aerobik aktivite önerilir.
  • Aktivite miktarı cins ve mizaca göre değişir.
  • Tutarlılık çok önemlidir.

Yürüyüş, koşu, yüzme, top getirme, frizbi, halat çekme gibi aktiviteler tercih edilebilir. En iyi egzersiz, sizin ve köpeğinizin birlikte yaptığı egzersizdir.

2. Sosyal Bağlantıyı Güçlendirin

Sosyal bağlılık, köpeğin refahı üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Daha fazla insan ve hayvan arkadaşı olan köpeklerde daha az sağlık problemi görüldüğü tespit edilmiştir.

Zenginleştirilmiş ortamlar (oyuncaklar, oyun zamanı, geziler) köpeklerin yaşlandıklarında zihinsel olarak daha keskin kalmasına yardımcı olur.

3. Kısırlaştırma

Araştırmalar, kısırlaştırılmış köpeklerin daha uzun yaşadığını göstermektedir.

  • Dişilerde meme kanseri riski azalır.
  • Rahim ve yumurtalık kanseri riski ortadan kalkar.
  • Erkeklerde testis kanseri önlenir.
  • Prostat hastalıkları riski azalır.

Kısırlaştırma zamanlaması için mutlaka veterinerinize danışın.

4. Beslenmede Bilimi Takip Edin

Çiğ beslenme ve ev yapımı diyetler bazı sağlık riskleri taşıyabilir. Ev yapımı yemekler genellikle besin dengesini sağlayamaz.

En büyük sorun aşırı beslemedir. Obezite, köpeklerde yaşam süresini kısaltabilir ve birçok hastalığa zemin hazırlar.

AAFCO standartlarını karşılayan, "eksiksiz ve dengeli" ibaresi bulunan mamalar tercih edilmelidir.

5. Düzenli Veteriner Kontrolleri

Yılda en az bir kez veteriner kontrolü önerilir. Yaşlı köpeklerde bu sayı yılda ikiye çıkmalıdır.

  • Düzenli muayene edilen köpeklerde kronik hastalık riski daha düşüktür.
  • Aşılar bulaşıcı hastalıkları azaltır.
  • Parazit koruması enfeksiyon riskini düşürür.

6. Diş Sağlığı

Diş bakımı, genel sağlık ve yaşam süresiyle doğrudan ilişkilidir. Diş hastalıkları vücutta iltihaplanmaya ve ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Günlük fırçalama idealdir; ancak haftada birkaç kez bile önemli fayda sağlar.

Sonuç

Amaç köpeğinizin sonsuza kadar yaşaması değil; sağlıklı, aktif ve kaliteli bir yaşam sürmesidir. Önemli olan, mümkün olduğunca uzun ve sağlıklı yaşamalarını sağlamaktır.